<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0' version='2.0'><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159</atom:id><lastBuildDate>Sun, 20 May 2012 15:57:28 +0000</lastBuildDate><category>Seo</category><category>psd</category><category>disko partizani</category><category>euro 2008</category><category>92 model</category><category>this is sparta</category><category>Grafik</category><category>Msn Nickleri</category><category>Siyaset</category><category>tasar-im</category><category>Otomobil</category><category>işte</category><category>r10</category><category>smf tema</category><category>deli</category><category>siyasalan</category><category>logo</category><category>sosyal imleme</category><category>Oyun</category><category>ilgi alanı</category><category>Forum</category><category>Adsense</category><category>pr güncellemeleri</category><category>turkiyepaylasim.net</category><category>Müzik</category><category>sxe 4.9 download</category><category>smf destek</category><category>spam</category><category>Güncel</category><category>sxe4.9 indir</category><category>ilgi</category><category>rak benadam</category><category>shantel</category><category>Sefa Sivri</category><category>pagerank</category><category>Video</category><category>sxa</category><category>özel mesaj</category><category>smf 2.0</category><category>smfgrup</category><category>ingilizce</category><category>reklamcılık</category><category>anlamsız</category><category>tufan altaş</category><category>imleme siteleri</category><category>İnceleme</category><category>yok</category><category>smf tasarım</category><category>Google</category><category>gereksiz</category><category>iddia</category><category>Webmaster</category><category>SMF</category><category>google groups</category><category>Tempra</category><category>ssi portal</category><category>blogger</category><category>mor ve ötesi</category><category>eurovision</category><category>hazır psd dosyaları</category><category>yazı bir dert kışı bir dert</category><category>reklam</category><category>mozilla</category><category>sagopa kajmer</category><category>Site Tanıtımları</category><category>Kategorilenmemiş</category><category>Türkçe</category><category>forum imza</category><category>sefa</category><category>sanatçı</category><category>saçma</category><title>Pekiştireç</title><description></description><link>http://www.pekistirec.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Sefa)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>139</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-7736695333817689986</guid><pubDate>Sat, 21 Apr 2012 18:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-04-21T11:57:40.395-07:00</atom:updated><title>Bizim Tosbağa</title><description>Güzel hayvanlar bunlar. Asiller. Karizmatikler. Bir de benim objektifimden bakınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-1nss7R_m5-s/T5MDFd3I8LI/AAAAAAAABk0/HLdf2f5Ytio/s1600/kaplum.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="232" src="http://2.bp.blogspot.com/-1nss7R_m5-s/T5MDFd3I8LI/AAAAAAAABk0/HLdf2f5Ytio/s320/kaplum.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-7736695333817689986?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2012/04/bizim-tosbaga.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-1nss7R_m5-s/T5MDFd3I8LI/AAAAAAAABk0/HLdf2f5Ytio/s72-c/kaplum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-5874041849713782563</guid><pubDate>Wed, 16 Nov 2011 19:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-11-16T11:15:38.525-08:00</atom:updated><title>Herşeyin yeniden başladığı gün</title><description>Yeni olan her şey eski olur. Mevzu yeniye erişim değil yeniye erişirken yaşanan heyecan. Bunu bilmezsen, olmuyorro.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-5874041849713782563?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/11/herseyin-yeniden-basladg-gun.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-8581437177411976364</guid><pubDate>Fri, 09 Sep 2011 17:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-09-09T10:02:36.945-07:00</atom:updated><title>Blogun aylardır yoruma kapalı olması</title><description>Neyi işaret eder acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir unutkanlık işte benimkisi. Kızıyorum bazen :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-8581437177411976364?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/09/blogun-aylardr-yoruma-kapal-olmas.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-5410102748018587787</guid><pubDate>Mon, 22 Aug 2011 23:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-08-22T16:32:13.843-07:00</atom:updated><title>Kısa film senaryosu</title><description>Aklımda güzel bir senaryo var. Hatta unutmayım diye bir yerlere de karaladım. Cidden iyi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta öyle ki başrol oyuncusu ve seslendirmeleri yapacak şahısları da tespit ettim. Çekim yapılacak yerlerin koordinatları da mevcut. Çok fazla amatör kısa film izleyip, sürekli teknik açıdan incelemiş biri olarak çok iddialı buluyorum bu senaryoyu. Vurucu bir senaryo. Yani şaşırtmaçlı :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gel gör ki kamera yok, dslr makina yok, ışık yok, kameraman yok, para yok, adam yok, ee ne demeye yazıyorum o zaman? Tamamen vakit kaybı. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-5410102748018587787?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/08/kisa-film-senaryosu.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-820278134769000057</guid><pubDate>Thu, 11 Aug 2011 21:29:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-08-11T14:54:48.012-07:00</atom:updated><title>Hırs ve Azim</title><description>Hırs ve azim arasında keskin farklar vardır. Deriz ya hani 'ne güzel çok hırslı çocuk, kesin başarır!' Yok, başaramaz. Sanıyorum, azimli demeliydik... Azim başarının anahtarıdır, hırs değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azim kararlılıktır,&lt;br /&gt;Hırs tutku...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırs da başarıyı getirebilir ama hırs doyumsuzlukla beslenir. Azim ise doyum noktasına ulaşmak için yapılan planlı hareketlere verilen addır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden mi?&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-UiwlwjNCJQU/TkRL0yRSZtI/AAAAAAAABac/z6XG3xY_f2c/s1600/hirs-azim.jpg"&gt;&lt;img style="float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px; cursor: pointer; width: 274px; height: 279px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-UiwlwjNCJQU/TkRL0yRSZtI/AAAAAAAABac/z6XG3xY_f2c/s400/hirs-azim.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5639716003594266322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barbarossa harekatı herşeyi açıklar...&lt;br /&gt;Eğer Adolf Hitler isimli insanlığın yüz karalarından bir simge, azimli olsaydı Barbarossa Harekatı adında tarihi bir gerçek yaşanmazdı. Çünkü Hitler'i Ruslara saldırtan azim değil hırstı... Avrupa'yı dize getirmişti. Kolay değil... Yıldırım taktiği de hırsı yüzündendi. Hırs müthiş bir tutkudan beslendiği için acele ettirir organizmayı. Acele etti Hitler. Hırsı onu hastalıklı derecede etkilemişti. Çabuk sonuç istiyordu. Çünkü hücreleri doymuyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hitler'i dönemin en büyük devletlerinden Sovyetlere saldırtan hırsıydı. Neden mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer içindeki hırs değil azim olsa beklerdi. Sovyetlerle arasında mini bir soğuk savaş yaşansa da saldırmazlık anlaşmasını fesh etmezdi. Çünkü zaten tüm Avrupa'yı zaptetmişti. 6 senede dünyanın en büyük ordusunu kuran bu adam bir 6 sene daha neden sabredemedi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azimli bir insan planlamalarını sonuca yönelik yapar, bu uğurda yoğun çaba sarfeder. Azimli insanı programının dışına çıkarabilecek çok az şey vardır. Çünkü hedefi başarıdır, son noktayı görmek için uğraşır. Doyumsuzluk yoktur, doyum arzusu vardır. Daha sakin kafayla hareket eder, yılmaz. Hırslı insan ise içindeki tutkuyu dizginlemek için çaba sarfeder, olumsuzluklar karşısında afallar. Kararlı değildir tutkuludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk denilen olayda da böyledir. Hırslı insan kendine zarar verir. Olmuyorsa, umutsuzluğa kapılır, yanlış şeyler deneyebilir, zarar verir istemediklerine. Azimli insan ise kararlıdır. Olumsuzluklar karşısında üzülür ama yılmaz. Bilir başka yolların da olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkı budur. İçimizdekinin hırs mı azim mi olduğunu ayırt etmek önemlidir bu yüzden. Ayırt etmek yetmez, değiştirmek...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-820278134769000057?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/08/hrs-ve-azim.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-UiwlwjNCJQU/TkRL0yRSZtI/AAAAAAAABac/z6XG3xY_f2c/s72-c/hirs-azim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-7612253264422330192</guid><pubDate>Thu, 11 Aug 2011 19:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-08-11T12:46:32.785-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Müzik</category><title>Ben neredeyim?</title><description>Kaybedenler Kulübünü izledikten sonra baya dinlemiştim bu parçayı. Şimdi de Facebook'ta bir kardeşim paylaşmış. Ne denir ki, nerede olduğunu unutuyor insan -) Akılda sorular hem de cevapsız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object style="height: 195px; width: 320px"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/rG81zjKg5xk?version=3"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/rG81zjKg5xk?version=3" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="195" width="320"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-7612253264422330192?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/08/ben-neredeyim.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-5287207114385375864</guid><pubDate>Wed, 10 Aug 2011 20:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-08-10T15:52:23.787-07:00</atom:updated><title>Fanatizm</title><description>Hatırlarsınız, Galatasaray zor bir dönemden geçti Adnan Polat başkanlığından 1-2 sene önce. Sonra bir kampanya başlattı Polat başkan. Dedi ki bakın Galatasaray'ımız zor durumda, gelin birlik olalım. Televizyon programına katıldı hatta. Hakan Şükür falan da yardım etmişti yamulmuyorsam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe şike soruşturması kapsamında zor günler geçiriyor. Aziz başkan içeride. Bir kampanya başlatıldı. Aziz başkanın rüyasını gerçekleştirelim, 1 milyon taraftar kart satalım diye. Kart 35 tl. Hatırlarsınız, şike soruşturması başlayınca Fenerium mağazaları tam verimle çalışmış, binlerce kişi akın etmişti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Uc2Q3zIKUQU/TkMLXsiUlcI/AAAAAAAABaE/syCqEF8_o0Y/s1600/fanatizm.jpeg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 281px; height: 179px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Uc2Q3zIKUQU/TkMLXsiUlcI/AAAAAAAABaE/syCqEF8_o0Y/s400/fanatizm.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5639363660118005186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düşünüyorum da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'a kimler yardım etti? Taraftarlar. Kim bunlar?&lt;br /&gt;Fenerbahçe'ye kimler yardım etti? Taraftarlar. Kim bunlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir maçta takımını desteklemek istersen eğer, 50-60 tl gibi bir rakamı cebinden çıkartmalısın öyle değil mi? Takımına destek olmak için gerektiğinde yardım kampanyasına da katılmalısın. Kart da alacaksın paşalar gibi çünkü sen taraftarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der ya Çarşı grubu hep Beşiktaş değil BeşiktAŞK diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol aşk maşk değildir. Hiçbir futbolcu, hiçbir takım parayı haketmez. Çünkü hiçbir futbolcu pazarlık yapmadan sözleşmeye imzasını atmaz. Avrupa'dan teklif geldiği zaman koşa koşa kaçar. 2 milyon dolar değil de 1,5 milyon dolar aldım diye türlü naz yapar. Çünkü futbolcu profesyoneldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir zaman sokaktan birisi bir takımı yönetemez. Başkanlar zengindir, takımına transfer yapar gerektiğinde parasıyla. Borçlandırır klübü ama olsun. Parası vardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki paranın olduğu yerde aşk olur mu?&lt;br /&gt;Ya da profesyonel kelimesiyle sevgi kelimesi yan yana gelebilir mi? Siz hiç çok profesyonel bir evilik gördünüz mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımı yenildiğinde morali bozuk gezen vatandaş! Cebinde 200 tl parası olup da hepsini taraftar mağazasında tüketen akıllı! Gerçek taraftar sen değilsin... Çünkü seni gittiğin kulüp tesisinden bile sokmazlar içeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkanlar takımın taraftarı tezahürat yaptığında kızar bazen. Der ki hep tezahürat olmaz, karşı tarafı da baskı altına almanız lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen taraftarlık bile yapamazsın yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş adamsın. Futbol fabrikasının kenarında evine Mustang ile dönen mühendisin benzin parasını koyarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Franco gibi işe yaramaz biri bile seni odunlukla itham eder. 80 bin kişilik uyku tulumuna benzetir stadyumu. Doğru mudur?&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-5287207114385375864?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/08/fanatizm.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Uc2Q3zIKUQU/TkMLXsiUlcI/AAAAAAAABaE/syCqEF8_o0Y/s72-c/fanatizm.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-8858528916038308096</guid><pubDate>Sun, 17 Jul 2011 10:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-17T04:30:12.438-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İnceleme</category><title>Tutsi Katliamı</title><description>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Tutsi Katliamı (Ruanda Soykırımı)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın tarihte gerçekleşmiştir. Üzerinden 30 sene ancak geçmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sömürge anlayışı ile hareket eden Avrupa devletlerinden Belçika'nın pay sahibi olduğu iddia edilir. Bölgeyi Almanlardan devralan Belçika'lılar ülkenin doğal kaynaklarından yararlanmak amacıyla, bölgedeki insnaları ağır şartlar altında çalıştırmıştır. Bugün bize insan hakları konusunda nutuk atan AB'nin merkezinin bulunduğu ülkedir burası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sömürgeci ülkeler gittikleri ülkelerde 'bölücülük' faaliyetlerini kendi çıkarları amacıyla kullanırlar genelde. Ruanda'da da aynı anlayış söz konusuydu. Beyaz adam, ülkede yaşayan Tutsi ve Hutu'lar arasında bir seçim yapıp Tutsileri desteklemiştir. O dönemde, Hutular birçok haktan mahrumken, Tutsiler pozitif ayrımcılık görmüşlerdir. Sosyal alanda ve çalışma hayatında ezilen Hutularda zaman içinde ırkçılık duygusu pekişmiştir. Aslında aynı köylerde yaşayan bu insanların sömürge dönemi öncesinde birbirleriyle hiç derdi yoktur. Lakin sömürgeci anlayışın dolaylı olarak Tutsileri, Hutulardan üstün ilan etmesi hazin sonun başlangıcı olmuştur. Kan bağı olmamasına rağmen birçok yerli zengin de Tutsi kabul edilmiştir. Bunun ırkla ilgili değil siyasi olduğunu buradan anlayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-4d5BJxq8KqQ/TiLHd3b8G2I/AAAAAAAABZQ/CSxiZ1zVAfk/s1600/Rwanda_sm05.gif"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 267px; height: 286px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-4d5BJxq8KqQ/TiLHd3b8G2I/AAAAAAAABZQ/CSxiZ1zVAfk/s400/Rwanda_sm05.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630281800077810530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Konumuza dönersek... 2. Dünya savaşının ardından Wilson ilkelerinin de etkisiyle uluslara kendilerini yönetme hakkı tanınınca, Ruanda'da bundan payını almıştır. Sayıca üstün olan ama aşağılanan Hutu halkı, seçimlerde büyük bir zafer kazanmıştır. Bu Tutsiler için kötü günlerin başlangıcıdır. Öyle ki daha ilk yıllarda birçok Tutsi, Hutuların aşağılanmasında pay sahibi olduğu gerçekçesiyle öldürülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarda olan Hutu ırkçısı yönetimin çabaları sonucu birçok Tutsi komşu ülkere göç etmek zorunda kalmıştır. Bu Tutsilerin çalıştığı pozisyonlara Hutular yerleşmiştir. Tutsiler gittikleri ülkelerde kendilerini daha da geliştirmişler ve çeşitli birlikler kurmuşlardır. Bu birlikler anavatanlarına dönüş için birer aracı olarak kullanılmıştır.  Bu birliklerin en önemlisi de Ruanda Yurtsever Birliğidir. Bu oluşumun içinde yer alan Tutsiler ilk olarak diplomatik yollarla ülkelerine dönmeyi denemişlerdir. Lakin Hutu ırkçısı yönetimin buna izin vermeye niyeti yoktur. Çünkü Avrupalılar tarafından oluşturulan yapay NEFRET, büyük boyuttadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diplomatik çabalarla sonuca varamayan Ruanda Yurtsever Birliği'nin artık tek seçimi vardı. SAVAŞ. Bu amaçla Ruanda'ya giren Tutsiler Hutularla çarpışmaya başlamışlardır. Lakin çok büyük bir hata yaptıklarının farkında değillerdir. Hutular nefret doludur ve Ruanda da hâlen göç etmemiş Tutsiler yaşamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruanda Yurtsever Birliğnin savaştaki başarısızlığı, Tutsiler için tam bir felakettir. Zaten Tutsilere karşı kin duyan Hutular, Tutsilere olan nefretlerini kusmak için büyük bir fırsat bulmuşlardır. Tutsileri hain ilan eden Hutular kendi içlerinde oluşturdukları örgütler kanalıyla, saldırıya hazırlanmaya başlamışlardır. Ekonomik sıkıntı yaşayan örgütlerin silah alacak paralarının olmaması sorun olmamaıştır. Çünkü pala-satır-bıçak nispeten ucuzdur. Bunu düşünerek Çin'deki fabrikalara binlerce kesici alet sipariş etmişlerdir. Artık herşey hazırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet başkanı Hutunun bu örgütlerle doğrudan bağının bulunmadığı söylense de bu duruma sessiz kaldığı bilinmektedir. Zaten işin başladığı nokta da devlet başkanının uçağının düştüğü gün olmuştur. Hutular, Tutsilerin üzerine gitmek için yeni bir bahane bulmuşlardır böylece. Ülkede bulunan Birleşmiş Milletler güçlerinin de olacakları farkedip, ülkeyi terketmeleri Tutsileri açık hedef konumuna getirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-hZFR4TrnX0w/TiLG5QxxlOI/AAAAAAAABZI/fwsYXK9LhOM/s1600/tutsi.jpg"&gt;&lt;img style="float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px; cursor: pointer; width: 307px; height: 206px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-hZFR4TrnX0w/TiLG5QxxlOI/AAAAAAAABZI/fwsYXK9LhOM/s400/tutsi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630281171225122018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İşte bu tarihte, insan olanın dayanamayacağı bir acı başlamıştır. Hutular, yapay nefretle dolduruldukları Tutsilere karşı tarihin görmüş olduğu en acı soykırımlardan birine başlamışlardır. Kullandıkları palalar-satırlar yardımıyla birçok insanı öldürmüş, kimisinin de uzuvlarını vücutlarından ayırmışlardır. Kadınlara ve çocuklara ettikleri zulüm de büyük boyuttadır. Öyle ki Tutsileri aşağılamak için kadınlarına karşı bahsi bile korkunç olan yöntemler kullanmışlardır. İnsanlığın öldüğü o günlerde Tutsilerin cesetleri sokaklardan taşmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saldırılar sonrasında Ruanda Yurtsever Birliği tekrar bölgeye girmek istemiş ama başarısız olmuştur. 3 ay boyunca katliamlar ve zulümler sürmüş, ölen 1 milyona yakın insanın çoğunun 'ateşli silah kullanılmadan' hayatına son verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş sonrasında Tutsilerin gazabından korkan birçok Hutu ülkeyi terk etmiştir. İşin en acı taraflarından biri de kalan Hutuların hâlen Tutsilerle birlikte yaşıyor olmasıdır. Günümüzde bu bölgede yaşayan birçok Tutsinin uzvu eksiktir. Bu insanlar dahi saldırıda bulunan Hutularla komşuluk yapmak durumundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm devlet sisteminin çöktüğü bu saldırılar sonrası Tutsilerin yerleşim birimlerinde kurduğu mahkemeler 3'ün üzerinde insan öldüren Hutuların infaz edilmesini sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Ruanda'da bu acı hâlen tazedir. Günümüzde de birçok Afrika ülkesi iç savaşlarla uğraşmakta, binlerce mülteci açlık ve sefaletle boğuşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunların sebebi de sömürgeci anlayışın doğurduğu 'yapay nefrettir'. İşin en korkunç boyutu da yapay bir nefretin 1 milyona yakın insanın canına mâl olmasıdır kuşkusuz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-8858528916038308096?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/07/tutsi-katliam.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-4d5BJxq8KqQ/TiLHd3b8G2I/AAAAAAAABZQ/CSxiZ1zVAfk/s72-c/Rwanda_sm05.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-6113449908544074221</guid><pubDate>Sun, 17 Jul 2011 10:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-17T04:31:24.360-07:00</atom:updated><title>Tarihteki Büyük İnsanlık Ayıpları</title><description>Yıllar geçtikçe, çağlar değiştikçe insani değerlerin ön plana çıktığı söylenir. Genel anlamda bakıldığında öyledir. Demokrasinin yaygınlaşması ile birlikte gerçekten de böyle olmuştur. Çünkü seçilme kaygısı, devletlerin yürütme kanadında olan şahısları 'insanlara iyi davranmaya' ya da 'insanlara iyi davranıyormuş gibi gözükmeye' sevkeder. Örnekleri çoktur. Dünyadaki tüm ülkelerin hükümet programlarında insan haklarına vurgu vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki artık insanî değerlere saldırı yok mudur? Hepimizin bildiği gibi vardır. İlkel çağlarda herkesin gözü önünde yapılırken bu saldırılar, günümüzde hasır altı edilerek devam etmektedir. Küçük boyutlu saldırılardan söz etmiyorum. Önemli makamların öncülük ettiği saldırılar anlatmak istediğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkelerin kendi çıkarları adına, başka milletlere ettiği zulümler korkutucu boyuttadır. Günümüz çağında, örnekler rekor boyutta değildir belki. Ama hâlen sürmektedir. Ben yakın dönemde yapılmış birkaç insanlık ayıbından söz edeceğim. Herkesin dilinde dolanan 'Azteklerin 3 günde 20 bin insanı katletmesinden' daha büyük ve daha yeni olanlardan... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlıkları açtıkça bu konu altında ekleyeceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.pekistirec.com/2011/07/tutsi-katliam.html"&gt;Tutsi Katliamı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nanking Katliamı&lt;br /&gt;Birim 731&lt;br /&gt;Auschwitz Kampı ve Dr. Mengele&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-6113449908544074221?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/07/tarihteki-buyuk-insanlk-ayiplari.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-2355338681885562531</guid><pubDate>Mon, 04 Jul 2011 22:27:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-17T03:17:32.984-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Müzik</category><title>Anlamsız bir şarkı</title><description>Gripin'in yeni albümünde 'BEŞ' diye ilginç bir şarkı var. Sözleri saçma. Anlamsız. Yani manası yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle saçma salak sözlere sahip bir şarkının, insanları kendisine bağlaması ilginç. Artık nasıl bir psikolojiyse bu şarkıyı 2 günde sanırım 40 seferin üzerinde dinlemişimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim adamlarını göreve çağırıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-2355338681885562531?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/07/anlamsz-bir-sark.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-6906412014828813581</guid><pubDate>Tue, 15 Mar 2011 20:05:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T13:15:29.419-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>Japonükleer</title><description>Japon ekonomisi son yıllarda hız kesmişti. Son felaketlerden sonra fena sarsıldılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin şu var. Japonya, 2. Dünya Savaşı sonuna kadar savaşçı bir milletti. Öncesi çok parlak sayılmaz sanayi açısından. Bu adamlar hırs yaptı ve teknolojiye öncülük edecek seviyeye geldi. Şimdi 2. bir gazla neler yapmazlar ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonlar hırslı millettir. Bu adamlar yapar, inanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda hız kesen Japon ekonomisi felaketten de kendine ders çıkarıp süratle tırmanacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görün bak, dediydi dersiniz. Demezseniz kendiniz bilirsiniz. Ama siz yine de deyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük devletler, büyük darbelerden güç alır. Küçük devletlerin alacak büyük darbeleri yoktur bile. Kendi içlerinde cuntalardan kaynaklananlar dışında 'darbe' kelimesi yoktur lugatlarında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı İmparatorluğu da böyleydi. Sokullu misali... Büyük darbelerden de güç almayı bildik vesselam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"siz bizim inebahtı savaşı'nda sadece sakalımızı kestiniz, biz ise sizin kıbrıs'ı almakla kolunuzu kestik. sakal daha gür bir şekilde tekrar büyür, fakat kesilen kol tekrar gelmez"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılar efendim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-6906412014828813581?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/03/japonukleer.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-2967569161784492951</guid><pubDate>Tue, 15 Mar 2011 20:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T13:03:58.698-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>Kategorizmatik</title><description>Kategorilere başlık arıyordum. Kategorizma yazdım, kategorilla yazdım, falan yazdım filan yazdım derken kıro dilinde kategori yazim dedim kimse kullanmıyorsa. Arattım google'da. Amannn, o da ne :) Sakın sakın sakın, bilmediğiniz kelimeleri aratmayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-2967569161784492951?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/03/kategorizmatik.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-6173136430722910804</guid><pubDate>Tue, 15 Mar 2011 19:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:33:39.088-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>Adamsın Blogger!</title><description>Son kalemize kadar geri çekildik. Kenarda tuttuğum hosting paketini kullanmayı bırakıyorum artık. Yeter huleyn, her ay her ay. Bir de üstüne üstlük siteler teker teker heklendi. Artık durasım da kalmadı. Blogger sağolsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarım sade, geliştirilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferah bir kere. Önemli bu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-6173136430722910804?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/03/adamsn-blogger.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-5340419679643869165</guid><pubDate>Sat, 19 Feb 2011 21:19:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.639-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>Hımm…</title><description>Yazmayalı çok oldu. Niye yazmadım acaba diye düşünüyorum da. Külüstür bir wp sürümü, eskimiş bir tema...İçimden gelmiyor yazmak bu şartlarda. Yazacak o kadar çok şeyim var ki aslında...Bloggera hoplayalım dedim. Temayı da %50 hazır ettim. Ama geçemiyorum işte. Şartlar :)Ha unutmadan, öğretmen oldum. Öğretmen olma savaşım bitti 3,5 ay önce.  Geride kalanları unuttum birazcık.Neyse, güncellenmiş olsun diye yazmaktayım. Sonra dolu dolu yazıcam. Ama aynı şartlarda asla :) Yenilik lazım bize. Değişmeyen tek şey değişimdir demiş ünlü bir düşünür. Benim blogu görse bu sözü söylemezdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-5340419679643869165?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2011/02/hmm_19.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-4793142247551036281</guid><pubDate>Sat, 13 Mar 2010 15:28:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.615-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Grafik</category><title>Megaloman Tema - Blogger</title><description>Bildiğiniz üzere SMF tema yapımını bırakalı çok oldu. Blogger üzerinde yoğunlaştım. Baya süredir, çizip karalıyoruz.  Şimdi yeni bir tema hazırladım ve paylaşıma sundum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İndirmek isteyenler olacaktır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;a href="http://www.megaloman.net/"&gt;Önizleme &lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;a href="http://www.pekistirec.com/megaloman.rar"&gt;Doğrudan indirme&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rar şifresi: www.pekistirec.com&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hadi geçmiş olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-4793142247551036281?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2010/03/megaloman-tema-blogger_13.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-7434351524651835606</guid><pubDate>Thu, 11 Mar 2010 16:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.589-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>Yarım bir hikâye</title><description>Bir hikâye düşün... Uzun zamandır böylesini görmemişsin. O kadar güzel bir konusu var ki okumaya doyamıyorsun.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Her cümle, bir sonraki cümleye ulaşmak için ayrı bir tutku kaynağı. Her yeni paragrafta heyecanın daha da tırmanıyor. Kitabın sonuna ulaşmak için dua ederken, keşke bu hikâye hiç bitmese diye düşünüyorsun bir taraftan... Çelişkiler içindesin ama mutlu...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sen hikâyeyi okurken, yazar bir taraftan yazmaya devam ediyor. O yazdıkça sen okumayı sürdürüyorsun.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bu hikâye öyle bir hâl alıyor ki hikâyeyle yetinemiyorsun. Yazara ulaşmak için çaba sarfediyorsun bu sefer. Böyle bir hikâyenin yazarı da muhteşem bir insan olmalı diyorsun kendi kendine. Öyle ki kendi zihninde ulaşılması güç, gereğinden fazla iyi bir yazar yaratıyorsun. Tanımasan bile bu yazara hayranlığın her saniye daha da artıyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ne yapacağını bilmiyorsun. Hikâyenin içinde bir yerlerde yazarın kendisi olmalı diye umut ediyorsun. Çabalıyorsun bir yandan da ulaşamamaktan korkuyorsun. Ama asla yılmıyorsun. Tüm dikkatini vererek, ilk andaki heyecanını kaybetmeden okumayı sürdürüyorsun. Hem de her dakika, her saniye...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kitabın sonunun geleceğini aklının ucundan bile geçirmiyorsun elbette. Ama son sayfaya geldiğinde, kitabın ilerlemediğini farkediyorsun. Yazarın, yazmaktan vazgeçtiğini. Zihnindeki o mükemmel yazarın, yazacağı hiçbir şey kalmadı mı diye şaşırırken önemli bir ayrıntıyı farkediyorsun...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kitap yarım! Evet, bitmemiş bir kitap... Sonuç bölümüne ulaşamamış, belki de en heyecanlı yerinde yarım kalmış bir hikâye bu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Rüyada olduğunu farkediyorsun acı şekilde... Aslında bu hikâyenin yazarının kim olduğunu anlıyorsun, üzülerek de olsa...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KENDİ YAZDIĞIN HİKÂYE'yi kendin okuyorsun... Zihninde yarattığın yazar, aslında yok. Kabullenmek zor olabiliyor, ama başka çıkar yolu yok... Herkes kendi hikâyesini kendi yazıyor işte... Anlıyorsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-7434351524651835606?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2010/03/yarm-bir-hikaye_11.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-6285340139244286982</guid><pubDate>Tue, 23 Feb 2010 21:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.536-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>Belirsizlik</title><description>Yaşayabileceğiniz en berbat duygulardan birisi sanırım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Üstüne üstlük aynı dönemde, birkaç konuda birden bu durumu yaşıyorsanız iyice çekilmez bir hâl alıyor. Zaman denir ilacı olarak. Ama zamana bıraka bıraka ölüp gideceğiz ondan korkuyorum (:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Zaman aslında ilaç niteliği taşımıyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çünkü bir ilaç, ağrınızı dindirir. Zaman dindirmiyor. Herşeyi en ince ayrıntısına kadar yaşıyorsunuz. Sonra sıkıntınız kendiliğinden geçip gidiyor ya da hafifliyor.  Sonra da zamana bağlıyoruz bu durumu. Ama yanlış işte. Zaman, sıkıntılarınızla birlikte hayatınızı da alıp gidiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-6285340139244286982?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2010/02/belirsizlik_6005.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-3005323133763153741</guid><pubDate>Fri, 19 Feb 2010 23:35:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.296-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Tempra</category><title>Çevrim içi Tempra Servisi :)</title><description>Bloga, Tempra aramalarından gelen kişi sayısı az sayılmaz. Tempra bilmem ne sorunu, Tempra çalışmıyor cart curt aramaları yapılıyor gördüğüm kadarıyla. Ben de böyle bir başlık açayım dedim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ehh az çok anlıyoruz makinadan.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Soru sormak isteyenler olursa yorum kısmından iletebilir. Hem başka Tempracılar da gelip cevaplayabilirler. Zaten sorunlar kronik tarzdadır. Çok farklı boyutlarda sorunlar pek yaşanmıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-3005323133763153741?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2010/02/cevrim-ici-tempra-servisi_6901.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-1934158089202185337</guid><pubDate>Fri, 05 Feb 2010 10:51:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.271-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>Yunus Emre Der Hoca…</title><description>Yunus Emre der hoca,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Gerekse bin var hacca.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hepsinden eyice,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir gönüle girmektir!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-------------------------------&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Anlayan için mükemmel bir dörtlük. 1000 değil 1.000.000 kere bile hacca gitsen adam olmayabilirsin. İnsanlık gösterişle ölçülen, yüzeysel bir kavram değil. Birilerinin dini kullanmalarını da çok iyi özetlemiş aslında ozanımız. Büyük adammış. Saygıyla anıyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-1934158089202185337?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2010/02/yunus-emre-der-hoca_2072.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-8617889224538141826</guid><pubDate>Fri, 05 Feb 2010 10:47:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.249-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>Twitter, Facebook, Kişisel Blog = EGO</title><description>Kimine göre iddialı gelebilir. Ancak bana göre oldukça gerçekçi bir yaklaşım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neden bir insan her yaptığı işi insanlarla paylaşma gereği duyar ? Abicim napayım ben senin bu sabah ne yediğini? Demi ama?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yok bugün şuraya gittim, buradan geldim, kafamı duvara gömdüm... Çoğaltılır bu örnekler.. Twitter hesaplarını incelemek yeterli bunu anlamak için.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Facebook'da bir miktar öyle.  Sürekli paylaşımlar, herkesin görebileceği yerlere megalomaca iletiler yazmak, videolar paylaşmak. Profil resmine kız arkadaşını koymak, elinde içki şişesiyle resim paylaşmak, ünlü şahıslarlar çekilmiş fotoğraflar yayınlamak.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kişisel blog olayı da aynen böyle. Tıpkı benim şu an yazdığım gibi. Demezler mi adama, "E be adam sen ne mühendisisin, ne uzmanısın ki herşeyi bilimsel tez yazarmışcasına eleştiriyorsun? Hem de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyorsun!" Doğru valla derim... Haklısın...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Eleştirmiyorum yanlış anlaşılmasın. Gelişim psikolojisinin temelini oluşturan görüşler genelde, ergenlik döneminde benmerkezciliğin patlama yaptığını söylerler. Bence benmerkezcilik yok olan birşey değil. Örtük şekilde de olsa devam ediyor. Hepimiz egolarımızı tatmin etme peşindeyiz. İnkar bile etsek, bu böyle.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Neyse ki internet var da bunu daha net görebiliyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-8617889224538141826?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2010/02/twitter-facebook-kisisel-blog-ego_6878.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-6907658148363487441</guid><pubDate>Thu, 28 Jan 2010 21:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.219-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Tempra</category><title>Karda Araba Kullanmak</title><description>Çok eğlenceli olduğu kesin.Bir o kadar da tehlikeli.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Temprari ile bugün, buzda dans edâsıyla baya yol katettim. Kırmızı ışıkta patinajlar, kaygan yolda estetik ritimler vs.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Cidden eğleniyorsunuz... Hatta bunun için üzerine para bile verirsiniz. Bir noktadan sonra kendinizi kaptırıp ustalaştığınıza iyice inanıyorsunuz. Hele bir de geçmişte övünülecek tecrübeleriniz varsa kimse sizi tutamaz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İş buraya kadar mükemmel.  Lakin anlayamadığınız şekilde; sağ şeritte yavaş yavaş, hafif tarz müzik dinlerken önünüze kasaptan ehliyet almış bir Broadway kırana kadar. Frene basıyorsunuz hatta köklüyorsunuz. Motor freni denen şeyi bir kenara bırakıp delice kornaya asılıyorsunuz. Ama bir terslik var... Hissediyorsunuz... Ne oldum diyene kadar baya yol katediyorsunuz... Evet evet duramıyorsunuz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yandan bir ses, biraz korkmuş... "Ucuz atlattık."&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaaaaa diyorsunuz. Demek ki fazla abartmamak lazım. Hele ki altınızda 18 seneyi devirmiş, ihtiyar bir araba varsa. Temprari bile olsa, ı-ıh kendinize pek güvenmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-6907658148363487441?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2010/01/karda-araba-kullanmak_4722.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-2072734058751620071</guid><pubDate>Mon, 18 Jan 2010 10:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.195-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>KPSS Operasyonu</title><description>Bugünden kelli hergün dershane.. 5 Sene önceki hâlimize döndük.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ne demişler.. Tarih tekerrürden ibarettir. İnşallah 5 sene sonra da kendini tekrarlamaya kalkmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-2072734058751620071?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2010/01/kpss-operasyonu_7592.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-7326409640334080980</guid><pubDate>Tue, 12 Jan 2010 22:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.172-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>Olsun! Varsın olsun…</title><description>Sınanmak için gelmişiz derler ya dünyaya... Cidden öyle...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yok desen de, ben yokum desen de birileri seni yerine oturtup problemleri gözüne sokuyor sanki. Kaçamıyorsun kısacası. Çırpınıyorsun ama nafile.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çözüm var mı? ... Parası olup da huzur isteyen, huzur peşinde harcıyor ömrünü.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Parası olmayanın da tek hedefi para oluyor genelde. Sonuç? Pek başarılı değil kanımca.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çoğaltılır bu örnekler... Kimisi aşağılarda arar mutluluğu kimi göz hizasında. Sürüp geçiyor işte. Bunalım, sıkıntı, anlık mutluluklar. Ama kaçamıyorsun... Çünkü senaryo hemen hemen belli. Mecburen kendi hayatının hem aktörü hem dublörü oluyorsun. Acıları da sen çekiyorsun, mutlulukları da sen yaşıyorsun.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ama ben hiç bir film görmedim ki baştan sonra insanlar huzur dolu! Yok, komedi filmlerinde bile yok bu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaşa işte, öyle ya da böyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-7326409640334080980?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2010/01/olsun-varsn-olsun_3097.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-5707077874213588577</guid><pubDate>Mon, 28 Dec 2009 23:28:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.135-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Güncel</category><title>Bu blog içimi karartıyor.</title><description>Cidden öyle.. İnternet artık bana karamsarlık aşılıyor sanırım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sanırım kapanma vakti geldi. Ya da değişim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İnternet insanı yavaş yavaş öldürüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-5707077874213588577?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2009/12/bu-blog-icimi-karartyor_9178.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-7904565424679456159.post-4895827271254863293</guid><pubDate>Sun, 15 Nov 2009 11:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-15T12:13:12.109-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Webmaster</category><title>Rekabet Artışı</title><description>Son dönemde piyasaya sürülen çakma projelerin haddi hesabı yok. Aslında rekabet güzeldir, kaliteyi artırır. Ancak internetteki rekabet çok farklı bir hâl almış durumda. Boşuna söylememiş bilenler, dalgasız deniz diye.. Sanal alem işte deyip geçemiyorum.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kalitenin önünde yer alan bir faktör söz konusu: SEO..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SEO kalite anlamına gelmediği için her türlü içerikte, istediğiniz kelimede yükselmeniz mümkün.. Tabii tecrübe ve çalışmak şart. Bu da gerçekten yararlı siteleri geriye iten bir faktör..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Google'dan tarafsız bir çözüm beklemiyorum. Sonuçta ne kadar mükemmel olursa olsun, botlarla çalışan bir sistem.. Bir bot kaliteden pek anlamıyor maalesef. İşte bu noktada iş kilitleniyor..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ne kadar çabalarsanız çabalayın bazen yararsız sitelerin gerisinde buluyorsunuz kendinizi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Para için, ahlak yapımıza ters işlerle uğraşanlardan hiç bahsetmiyorum bile. Acı bir durum ama şimdilik çözümü yok.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ehh bu kalitesiz piyasada reklam konusunda iyimser olmak da imkansız. Bakalım sonu nereye varacak..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7904565424679456159-4895827271254863293?l=www.pekistirec.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.pekistirec.com/2009/11/rekabet-arts_8346.html</link><author>noreply@blogger.com (Sefa)</author><thr:total>0</thr:total></item></channel></rss>
