Fenerbahçe şike soruşturması kapsamında zor günler geçiriyor. Aziz başkan içeride. Bir kampanya başlatıldı. Aziz başkanın rüyasını gerçekleştirelim, 1 milyon taraftar kart satalım diye. Kart 35 tl. Hatırlarsınız, şike soruşturması başlayınca Fenerium mağazaları tam verimle çalışmış, binlerce kişi akın etmişti...
Şimdi düşünüyorum da...
Galatasaray'a kimler yardım etti? Taraftarlar. Kim bunlar?
Fenerbahçe'ye kimler yardım etti? Taraftarlar. Kim bunlar?
Herhangi bir maçta takımını desteklemek istersen eğer, 50-60 tl gibi bir rakamı cebinden çıkartmalısın öyle değil mi? Takımına destek olmak için gerektiğinde yardım kampanyasına da katılmalısın. Kart da alacaksın paşalar gibi çünkü sen taraftarsın.
Der ya Çarşı grubu hep Beşiktaş değil BeşiktAŞK diye...
Futbol aşk maşk değildir. Hiçbir futbolcu, hiçbir takım parayı haketmez. Çünkü hiçbir futbolcu pazarlık yapmadan sözleşmeye imzasını atmaz. Avrupa'dan teklif geldiği zaman koşa koşa kaçar. 2 milyon dolar değil de 1,5 milyon dolar aldım diye türlü naz yapar. Çünkü futbolcu profesyoneldir.
Hiçbir zaman sokaktan birisi bir takımı yönetemez. Başkanlar zengindir, takımına transfer yapar gerektiğinde parasıyla. Borçlandırır klübü ama olsun. Parası vardır...
Peki paranın olduğu yerde aşk olur mu?
Ya da profesyonel kelimesiyle sevgi kelimesi yan yana gelebilir mi? Siz hiç çok profesyonel bir evilik gördünüz mü?
Takımı yenildiğinde morali bozuk gezen vatandaş! Cebinde 200 tl parası olup da hepsini taraftar mağazasında tüketen akıllı! Gerçek taraftar sen değilsin... Çünkü seni gittiğin kulüp tesisinden bile sokmazlar içeri.
Başkanlar takımın taraftarı tezahürat yaptığında kızar bazen. Der ki hep tezahürat olmaz, karşı tarafı da baskı altına almanız lazım.
Sen taraftarlık bile yapamazsın yani...
Boş adamsın. Futbol fabrikasının kenarında evine Mustang ile dönen mühendisin benzin parasını koyarsın.
Franco gibi işe yaramaz biri bile seni odunlukla itham eder. 80 bin kişilik uyku tulumuna benzetir stadyumu. Doğru mudur?

0 yorum:
Yorum Gönder